“Yeni dünya”lılar merhaba! Bu hafta farklı farklı alanlardan gündemleri size anlatmaya ve yorumlamaya çalışacağım. Yeni dünyanın ritmi artık yalnızca teknolojinin hızında değil; insan davranışının ve kültürün nasıl şekillendiğinde. Ya da tam tersine:)
Amacım FOMO’nuzu yani “Neler olmuş, ben hepsini kaçırmışım“ hissini tetiklemek değil tabii ki:) Bu konuları sorgulayıp, beraber düşünmek!
Bu hafta üç farklı dünyadan haberimiz var ama hepsinin bir ortak paydası var: Görünmezlik. Instagram’da görünmez şifreler kalkıyor, meralarda görünmez çitler kuruluyor, bilgisayarımızda ise işleri bizim yerimize görünmez eller (AI ajanları) hallediyor. Hazırsanız başlayalım!
Instagram mesajları ortalığa dökülecek!
“Ayyy vallahi DM mesajlarım bi okunsa rezil olurum” diyenler varsa 8 Mayıs 2026’dan sonrasında aman dikkatli olun. Meta’nın ürünlerinde yani WhatsApp, Instagram ve Facebook mesajlarında end-to-end encryption adı verilen bir güvenlik yöntemi kullanılıyor. Basitçe anlatmak gerekirse bu sistemde mesajları sadece gönderen ve alıcı okuyabiliyor. Teoride Meta dahil kimse bu konuşmaları okuyamıyor, analiz edemiyor ya da herhangi bir sistem için kullanamıyor. (şaibeli)
8 Mayıs 2026’da bu değişecek! Meta, Instagram DM’lerindeki bu korumayı kaldırıyor!!! Yapılan açıklamada bu kararın sebebini de "çocuk güvenliği" ve "yasa dışı faaliyetlerin engellenmesi" olarak açıklanıyor. Henüz detaylar net değil. Mesajların tamamı mı incelenecek, yoksa belirli keyword’ler, risk sinyalleri ya da şüpheli aktiviteler üzerinden mi analiz yapılacak bilmiyoruz.
Ama işin bir de başka boyutu var.
Bu konuşmalar aynı zamanda Meta’nın yapay zekâ sistemleri için muazzam bir veri kaynağı olabilir. Yani teoride bu tür veriler; yapay zekâ modellerini geliştirmek, davranış analizi yapmak ya da reklam hedeflemesini daha keskin hale getirmek için kullanılabilir.
Arkadaşınıza attığınız bir rimeli, arabayı, tatil lokasyonunu sonrasında Instagram’da organik bir içerik ya da reklam (kaçırılmayacak fırsatlarla:))) görmeniz çok muhtemel.
Şu an için belirtilmemiş ama belki 8 Mayıs’tan sonra kullanılmasını istiyorum, istemiyorum gibi bir seçenek gelebilir. Bana sorarsanız konu oldukça kritik çünkü mesele sadece teknoloji değil, mahremiyet meselesi. Ses çıkaralım mı? Tabii ki çıkaralım, Meta ürünlerini kullanan 3.1 milyar insan var. Ama bu değişimi kaç kişi gerçekten biliyor?
Tarih yaklaştıkça daha çok detay paylaşılacaktır, update edeceğim sizi:)
İnekler, yapay zeka ve 2 milyar dolar arasındaki ilişki; Cowgorithm
Bu haftanın bence en ilginç haberiydi! PayPal Mafia’nın 9 üyesinden biri, Facebook ve SpaceX’in yatırımcılarından, Palantir’in kurucusu ve bana sorarsanız esrarengiz, tuhaf, karanlık ama çok akıllı stratejist Peter Thiel’ın desteklediği Halter isimli şirket ve neler yaptığını konuşacağız.
Halter; en basit haliyle çobanlar yerine yapay zekayı kullanıyor ve çitleri ortadan kaldırıyor! Özel üretilen güneş enerjisiyle çalışan tasmalar ineklerin boynuna geçiriliyor. Görünmez çitlere yaklaşan ineklere gönderilen titreşim ve ses sayesinde inekler bir müddet sonra belirli bir bölgeden asla ayrılmıyor. Sadece bununla sınırlı değil tabii ki.
Mesela; çiftçi telefonundan bir çizgi çekiyor ve binlerce inek, hiçbir insan müdahalesi olmadan sağım merkezine yürümeye başlıyor.
Tasmalar ve algoritma sayesinde ineklerinden beslenmesinden sindirimine, doğurganlığından verimliliğine her konuda veri toplantıyor ve anlamlandırılıyor. Yani mesele sadece çobanlığı otomatikleştirmek değil; hayvancılığı algoritmalarla optimize etmek.
Cowgorithm adı verilen algoritmayla Halter şirketi 2 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaştı.
Bu hikaye aslında sadece ineklerle ilgili değil. Tarımdan lojistiğe, fabrikalardan şehir yönetimine kadar pek çok alanda aynı şey oluyor: fiziksel dünyadaki davranışlar sensörler, veri ve algoritmalarla ölçülüyor ve optimize ediliyor. Yeni dünyada sadece insanlar değil, hayvanlar bile veri ekonomisinin bir parçası haline geliyor. Veri ekonomisini geçtiğimiz hafta Pokemon üstünden konuşmuştuk hatırlarsınız. Kaçıran olduysa diye buraya ekliyorum.
AI Fluent mısınız?
Dünyanın en değerli şirketi NVIDIA’nın CEO’su Jensen Huang’ın Lex Friedman’a verdiği röportajın özetlerinde rastladım bu terime. Hemen size anlatmak istedim, bir baktım ki baya baya kullanılıyor hatta iş ilanlarında! Röportajda söylediği çok daha önemli şeyler var ama bu sabah paylaşıldı, bi otursun konu ben de tam bir izleyeyim ona göre anlatıcam:)
Peki nedir AI Fluency? Yıllarca hepimiz “Fluent in English" olmaya çalıştık! Sadece konuşmak ya da anlamak değil, İngilizce’ye hakimim hatta İngilizce düşünüyorum anlamına geliyordu. Burdan aslında çıkarım yapabiliriz;
AI Fluency; yapay zekayı sadece kullanmak değil; nasıl çalıştığını, nerede işe yaradığını, nerede yanılabileceğini ve nasıl birlikte düşünüleceğini bilmek demek.
Eğitimlerde de sıklıkla anlatıyorum. 2026’da geldiğimiz nokta itibariyle konu artık yapay zeka araçlarını kullanmak değil, yapay zekayla birlikte düşünebilmek. Çünkü sorumuz artık “nasıl yapabilirim?“ değil “ne yapmak istiyorum?“
Bugün ya da yakın gelecekte iş hayatındaki konumlarımızı AI değil, AI Fluent biri alacak. Bu arada yakın zamanda bir araştırma paylaşıldı, riskli ve risksiz meslek grupları. Onu da hızlıca paylaşayım! Selçuk Şirin’in Oksijen Gazetesi için yazdığı “Yeni Çağda Hangi Meslekler Güvende?“ yazısından aldım.
Hepimize ödev! Önümüzdeki Salı’ya kadar, kendimize şunu soralım: Ben AI ile sadece konuşuyor muyum, yoksa AI ile düşünüyor muyum? Cevabı bana mesaj atabilirsiniz.
Haftaya görüşürüz!







